|
Yusuf Bilge günümüzün değerli şairlerindendir. Yıllardan beri şiirlerini Sanatalemi.net’te okuyoruz. Sitemizdeki köşesinde şiir ve edebiyat anlayışını izah ettiği değerli yazılara da imza atıyor. Yusuf Bilge ayrıca ESKADER’in “Şiir Dersi” hocalarındandır. Bugünlerde Bilgeoğuz Yayınları’ndan eserleri neşredildi. Şairimizle sanata nasıl başladığını, ilk çalışmalarını, şiirde derinleşmesini ve sanat edebiyat anlayışı hakkında konuştuk. İşte sorularımız ve Yusuf Bilge Bey’in cevapları:
MEHMET NURİ YARDIM: Edebiyat dünyasıyla ilk temasınız ne zaman ve nasıl oldu?
YUSUF BİLGE: İlkokula başladığım dönemde okumayı söktüğüme kani olduğu gün, annem çeyizinden Orhan Şaik Gökyay’ın manzum Dede Korkut Hikâyeleri kitabını çıkarıp armağan olarak verdi ve kendisine okumamı istedi. Çocukluk yıllarında üniversitede okuyan halasının oğlu hediye etmiş. Rahmetli okula gidemeyince içinde ukde kalmış. O zamanlar ahdetmiş. Okumayı söken ilk çocuğuna okutmak için…
YARDIM: Çocukluk ve ilk gençlik dönemlerinizde okul ders kitapları dışında ilk okuduğunuz kitap, yazar ve şairler kimlerdi? Bunlardan sizi etkileyen isimler hangileriydi?
BİLGE: Başta anlattığım gibi ilk okuduğum kitap Orhan Şaik Gökyay’ın manzum Dede Korkut Hikâyeleri’ydi. Bilahare Ömer Seyfettin’in bütün hikâyeleri, Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun Kızıltuğ, Atlı Han, Seyyit Ali Reis, Türk Korsanları, Kolsuz Kahraman, Savcı Bey, Dağlar Delisi, Kızıl Kadırga romanlarını, Feridun Fazıl Tülbentçi’nin Barbaros Hayrettin Geliyor, Cem Sultan, Turgut Reis, Yavuz Sultan Selim Ağlıyor romanlarını çocukluk dönemimde okumuştum. Gençlik dönemimde Yunus Emre, Şinasi, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Yahya Kemal, Mehmet Âkif, Peyami Safa, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halit Ziya Uşaklıgil, Reşat Nuri Güntekin, H. Nihal Adsız, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Necip Fazıl Kısakürek, Ârif Nihat Asya, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Tarık Buğra, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Sezai Karakoç, Cemil Meriç, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Ümit Yaşar Oğuzcan, Mehmet Çınarlı, Dilaver Cebeci, Yavuz Bülent Bâkiler, hemen hemen bütün eserlerini okuduğum yazar ve şairlerdi. Ayrıca Fransız, Rus ve İngiliz klasiklerini tercümelerinden okumuştum…
Bunlardan Yahya Kemal, H. Nihal Adsız, Ârif Nihat Asya, Peyami Safa ve Leo Tolstoy en çok etkilendiklerimdi…
YARDIM: Yazdığınız ilk edebiyat metnini (şiir, hikâye, deneme, günlük, roman vs...) hatırlıyor musunuz. Yazı yazarken yakınlarınızın (anne, baba, kardeş, öğretmen vb.) tavırları ne oldu. İlgisiz mi kaldılar, yoksa sizi teşvik mi ettiler. Bir dergi veya gazetede yayınlanan ilk edebiyat çalışmanızın adı ve konusu neydi? Şiirse ilk mısraları, yazıysa ilk satırları nasıl başlıyordu? Çevrenizde nasıl karşılandı, hakkınızda nasıl bir intiba uyandı?
BİLGE: Ortaokul ikinci sınıfta henüz ondört yaşında iken yazdığım özgün diyebileceğim ilk ürünüm şiirdi. Yaz Yağmuru başlığını taşıyordu:
Yaz yağmuru gelir geçer sanmıştım,
Boran oldu, tipi oldu, kar oldu;
Ben de bir güzele meyil vermiştim,
Önce yaren yoldaş, sonra yâr oldu…
Hatırlayabildiğim ilk kıtası… Tabii ki acemi harcı…
Sonra heveskâr arkadaşlar ortamında şiir yazma bir yarışma seyrinde devam etti. Ailemin bir desteğini görmedim ama Türkçe ve edebiyat öğretmenlerimin teşvik ve yardımlarını gördüm. Lise döneminde bilhassa edebiyat öğretmenimiz Sevgi Çakır Hanımefendi epeyce destek verip yüreklendirmişti.
Ankara’da yayınlanan Yeni Halk Ansiklopedisi dergisinde ilk şiirim yayınlandığında lise birinci sınıfta ve onaltı yaşımdaydım. Şiir “Kanım Siyah Akacak” başlığını taşıyordu ve hatırladığım kadarıyla “Tozlu yollardan kereste yüklü kamyonlar geçmeyecek” dizesiyle başlıyordu… Okul çevremizde oldukça beğeniyle karşılanmış ve adımızı şair’e çıkarmıştı…
Daha sonra, Ankara Sanat, Çağrı, Defne, Töre, Devlet, Bozkurt, Divan dergilerinde zaman zaman şiir ve yazılarım yayınlandı…
YARDIM: İlk aldığınız telif ücretini hatırlıyor musunuz? Bu para ne zaman ve kimin tarafından verildi, hangi çalışmanızın karşılığıydı?
BİLGE: Yıl 1977… Gap Bölgesi Sosyal ve Fiziki Yapı Araştırması anket çalışması karşılığı Kut-yay firması tarafından ödendi. O günün parasıyla on bin lira idi.
YARDIM: İlk kitabınız ne zaman yayınlandı, konusu ne idi? Edebiyat çevrelerinde nasıl karşılandı? Bu konuda anlatmak istedikleriniz var mı?
BİLGE: İlk kitabım 1979 yılında Konya’da müstear isimle yayınlanmış kapaksız bir şiir kitapçığı… Güneş Yeli… Satışa sunulmadı… Eşe dosta imzalı hâtıra sadedinde bitti. Okuyanlar takdirlerini belirtseler de ciddi bir yankısı olmadı. İçindeki şiirleri daha sonra yeniden düzenlediğim için doğrusu ben de o kitabı yok saydım…
YARDIM: Bugünlerde Bilgeoğuz Yayınları tarafından sizin Sıla Boyutu ve Uyan Türk isimli eserleriniz yayımlandı. Her iki eserde çok değerli şiirleriniz yer alıyor. Şiirlerinize bir bütün olarak baktığımızda duygu, ahenk ve müzikal unsurların yanı sıra kültüre de çok önem verdiğinizi görüyoruz. Şiiri bir kültür ve medeniyet meselesi olarak ele alıyorsunuz. Milletlerin sanatlarında tarihlerinden gelen mirası göz ardı etmiyor, aksine onu öne çıkarıyorsunuz. Destanlardan, efsanelerden, hikâyelerden, menkıbelerden yararlanıyorsunuz. Atasözleri, deyimler, vecizeleri önemsiyorsunuz. Şiirin bugüne kadar muhtelif tarifleri yapılmıştır. Size göre şiir nedir, ne olmalıdır, hangi duygu ve düşünceleri sırtlayıp kanatlandırmalıdır? Bize sanat anlayışınızı, şiire bakışınızı anlatır mısınız lütfen?
BİLGE: Her hâlükârda şiir duygu ve düşüncelerin dil imbiğinde damıtılmış esansıdır. Aşk erdemine dönük olmalı, ilhamların çıkış noktası negatif olsa bile finalde olumlamalı, pozitif etki yapmalıdır. Nazım edasından taviz vermeden toplumu kucaklamalı, kullandığı dilin millet tarihine, inançlarına ve coğrafyasına ters düşmemeli, mefahirini işlemeli, kökü mazide olan bir gelecek inşa etmelidir… Bütün bunları kolaya kaçmadan “edebî kelâm” ile yapmalıdır, yani bayağılığa ve sıradanlığa düşmemelidir…
YARDIM: Şiir Türk milletinin en çok yakınlık duyduğu sanatların başında geliyor diyebiliriz. Şiir yazanımız çok, ama bu şiir tam olarak ne zaman şiir olur? İnsanımız şiire gereken zamanı ayırabiliyor mu, gereken titizliği gösterebiliyor mu, usta şairleri okuyabiliyor mu? Bu konuda şiirle ilgilenen gençlerimize ve şiir meraklısı yetişkinlerimize ne tavsiye edersiniz?
BİLGE: Öncelikle kelime dağarcığımız çok zengin olmalı, ikame söz bulmakta zorlanmamalıyız; Bunun için de hemen her gün misalli bir sözlükle dil taliminde bulunmalı, çok okumalıyız...
Geçmişte ve günümüzde ortaya konulmuş şiir verimlerinden haberdar olmalı, nerdeyse yüzün üzerindeki şiir sanatlarını uygulama konusunda kendi kendimizi ustalara bakarak yetiştirmeliyiz...
İlhamı beklememeli, her sözcüğün kendine has kapısından girerek çağrışım yoluyla imgelere ulaşmalı, hayal gücüyle istediğimiz her an özgün ilhamımızı kurgulayabilmeliyiz...
Anlam açısından en marazi duyguları bile bir şekilde olumlama yeteneğini kazanmalıyız...
Şiirde yetenek ve ilhamın payının yüzde beş veya onlarda kaldığını, kelime, teknik, sanat, ahenk ve anlam işçiliğinin yüzde doksanın üzerinde etkili olduğunu bilmeli, şiir çalışmalarımızı buna göre emek yoğun şekilde disipline etmeliyiz...
Öncelikle kendi özgün şiir dilimizi farkına varmalı, şiirde ana birimin anlamlı ve ahenkli mısra olduğunu bilmeli, bunun için gezdiğimiz, gördüğümüz, seyrettiğimiz, okuduğumuz, etkilendiğimiz her şeyden, olay, nesne ve ilişkilerden kendi özgün şiir dilimize çevrimleyerek, olabildiğince ve en azı mısra ölçeğinde notlar tutmalı, bu notlardan şiir yazarken istifade etmeliyiz… Unutmamalıyız ki, bazen tek bir mısra bile şiir sayılır...
Yazdığımız hiç bir notu veya müsveddeyi atmamalı, demlenme klasöründe zaman zaman ziyaret etmeli, anlamlı bir şiir kimliğine bürününceye kadar da muhafaza etmeliyiz.
Şiirimizin arka tasarımı ve genel kurgusunda bilgi ve mantık hatası yapmamalı, ifadelerimizin oturduğu zaman, mekan, sosyal çevre hususunda çala kalem yanlışlara düşmemeliyiz.
Sevgili Mehmet Nuri Bey, gerçek anlamda şiir yazmak, yani şairlik esasında ciddiye alınması gereken meşakkatli bir işdir. Bu zorluğun üstesinden gelerek sanatların sanatını icra edebilmek sabırlı, disiplinli, üretken bir gayrete bağlıdır. Bunun dışında kolaya kaçan çalışmalar moda gereği günü birlik ilgi görseler bile kaybolmaya mahkûm duygu aktarımları olmaktan öteye geçemezler. Elbette yazma alışkanlığı kazanılması açısından onların da bir kıymeti harbiyesi vardır ama işte o kadar. Ham duygu aktarımlarını asla şiir sayamayız....
YARDIM: Sanırım şiir ve yazı yazanlar geçmişte olduğu gibi sıklıkla dergilerle temas kurmuyorlar, çalışmalarını göndermiyorlar. Ve tabii ki yalnız kalıyorlar. Bu sahadaki boşluğu doldurmak için şiir okulları, yazı kursları açılıyor ama bunlara da gereken ilgi gösterilmiyor. Ne dersiniz? Bizim insanlarımız pek eğitimi sevmiyor galiba? İyi şiir, iyi yazmayı nasıl öğrenecekler?
BİLGE: Yukarıda bu sorunuz kısmen cevap teşkil eden açıklamalarda bulunmuştum. Bu işin okulu olmadığına göre, usta çırak ilişkisine dayalı şiir atölyeleri bir çıkış yolu olabilir diye düşünüyorum…
YARDIM: Bazı eserleriniz neşredildi, ama sanırım tezgâhta bekleyen başka çalışmalar olacak. Onlardan da söz eder misiniz?
BİLGE: Esasen Sıla Boyutu dört kitap bir arada çıktı. Sıla Boyutu, Gönül Yazgısı, Kırlangıç Fırtınası ve Acı Soluk. Bu kitaplar ikinci baskıda ayrı ayrı çıkacak. Sırada altıncı şiir kitabı Karbeyaza Yolculuk var… Tamamlanmak üzere. Ayrıca Allah nasip ederse önümüzdeki Ekim ayında yayıma yetiştirmeğe çalıştığım Türk İslâm medeniyet projesiyle ilgili bir bilim-kurgu roman hazırlığı üzerindeyim…
YARDIM: Şiire büyük önem verdiğiniz gibi fikir ağırlıklı yazılarınızla da tanınıyorsunuz? Şiir ve nesir atbaşı mı gitmeli? Şairler nesre de ağırlık vermeli mi sizce?
BİLGE: Bunda şairin kendini tanıması önemli… Nesir çalışmaları şiir dilini yozlaştırıyorsa tercihini birine dönük yapmalı. Yok, geliştiriyor, aşırı duygusallığı düzenleyici bir işlev görüyorsa her ikisini atbaşı götürebilir sanırım…
YARDIM: Her edebiyatçının devamlı beslendiği şair ve yazarlar vardır. Sizin de vazgeçemediğiniz, dönüp dönüp yeniden okuduğunuz başlıca şairlerimiz ve yazarlarımız kimlerdir? Bizimle paylaşır mısınız?
BİLGE: Yunus Emre, Yahya Kemal, Arif Nihat Asya, Peyami Safa duygu ve düşüncelerinden her okuyuşumda yeni ilhamlar aldığım âbide şahsiyetlerdir.
BİLGEOĞUZ YAYINLARI
www.bilgeoguz.com.tr
bilgi@bilgeoguz.com.tr
Alemdar Mah. Molla Fenari Sok.Nu:35/B
Cağaloğlu Eminönü
İSTANBUL
Tel:0212 527 33 65/66
Fax:0212 527 33 64
|