Sayfa: 400, Isbn:9786054200634, Ebat: 13,5x21
Atalarımın toprağını bekleyebilmek isterdim. Ama Bulgar yönetimleri halkımın insan haklarını vermedi, insan haklarına saygılı olmadı.Ölümler ölümleri, sürgünler sürgünleri kovaladı.Kültür varlıklarımız tahrip edildi, vakıflarımız gasp edildi. Tecavüzler, ölümler hayatımızdan hiç eksik olmadı. Bizim de yaşama hakkımızın olduğu hiçbir zaman Bulgar yöneticilerinin umurunda değildi.. Düşmanlığı ve ayrımcılığı yaşadım. Türk insanına yaptıkları baskıların bir cevabı olacağı, nasıl bir tepki doğuracağı Bulgar yöneticilerini ilgilendirmiyordu. Böyle düşünenler için yasaları, içi Türk düşmanlığı ile dolu halkları, her zaman rahatlıkla buldukları sebepleri vardı. Türk olduğumuz , onlar bize düşmandı. Hayatımız onların elindeydi. Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yoktu.Direndik boyun eğmedik.Bizi hiç sayıyorlardı.Böyle bir durumda Bulgaristan’a sadakat göstermek durumunda değildik. Gençtik,elimiz armut toplamıyordu biz evlad-ı fatihandık. Balkanlarda Türk varlığını korumak için örgüt kurduk.
Ana vatanımız Türkiye’nin düşmanları bizim de düşmanımızdı elimizden geleni yaptık.
Embiya ÇAVUŞ
Embiya Çavuş ( d. 1926, Mahmuzlu, Şumnu) Bulgaristan Türkü ressam ve porselen sanatçısı,Türk Dünyası İnsan Hakları savunucusu. 1933 yılında ilköğrenimine başlayan Çavuş, 1937'de Kemallar şehrinde bir yıl olmak üzere rüştiye (ortaokul), 1938-1941 yılları arası Şumnu ilinde medrese eğitimini tamamladı.
Okul hayatı devam ederken resme merak sardı ve amatörce ça-lışmalarda bulundu. 1944 yılında Ermeni asıllı okul müdürünün hışmına uğrayarak ilelebet Bulgaristan eğitim sisteminden mahrum bırakıldı. 1945 yılında Komünist rejimin başa gelmesiyle eğitim sistemine geri alındı. 1945 yılında nüvvap (lise) okuluna başladı 1946 yılında Türk okulları kapatıldı. Bunun üzerine 4 arkadaşımla birlikte sonradan Türkiye tarafından da tescil edilecek olan “Bulgaristan Türklerinin Varlığını Benliğini Koruma Teşkilatı’nı“ kurdu. 1946 yılında Askeri bölgelerde istihbarat yaptığı şüphesiyle 45 günlüğüne çalışma kampına gönderildi. 1947 yılında Gümülcine dönüşünde askeri istihbarat alanında (RO) yaralanmış olarak bulunup Varna’ya gönderildi. Varna'da işkencelerle geçen bir yılın ardından, 1948 yılında teşkilat kurmaktan, casusluktan ve Tito ile Georgi Dimitrov’a suikast girişiminde bulunmaktan 3 ölüm cezasına çarptırıldı, 4 yıl prangıya vuruldu. 1949-1956 yılları arasında “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” ile Belene’de kaldı.Birleşmiş Milletler teşkilatının Helsinki İnsan Hakları Sözleşmesi kararı , Batı dünyasının baskıları sonucu Komünizm’in birçok ağır hapishanesi kapatılırken, kendisini önce Plevne’ye sonra Sofya’ya nakledildi. 1961 yılında şartlı tahliye edildi.
1965 yılında Yenipazar’daki porselen fabrikasına porselen uzma-nı olarak işe başladı. Porselenden tablolar, vazolar yapmaya başladı. Çalışmalarını büyük bir titizlikle yapıyor ve sanatında doruğa tırmanı-yordu. Eserleri Almanya, İngiltere, Fillandiya ve SSCB’de karma sergilerde sergilendi. 1974 yılında Polanya’ya, 1976 ve 1977 yıllarında SSCB'ye davet edilerek porselen konusunda istişarelerde bulundu. 1978 yılında arzu ettiği anavatanı Türkiye'ye yarı mübadele sonucu geldi. Dışişleri Bakanlığı’nının yaptığı çalışma teklifini kabul etmeyip İzmir’e yerleşti.
1984 yılında İzmir Balkan Göçmenleri Kültür Dayanışma Derne-ği’nin (BAL-GÖÇ) kurucu üyesi olarak önemli çalışmalarda bulundu.Bulgaristan’dan soydaşlarmızın Türkiye’ye göç etme durumunda bırakıldığı dönemde Özal’a danışmanlık yaptı.Açtığı sergilerle kamuoyu oluşmasında etken oldu. 1999 yılında Celal Öcal ile birlikte Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği'nin Yönetim Kurulunda görev aldı.. Halen fahri başkan sıfatındadır. Ayrıca, ABD Balkan Ülkeleri İnsan Hakları Konseyi üyeliği, Amerikan İnsan Hakları Derneği üyesi, New York Bulgaristan Türkleri Derneği üyeliği, Amerikan-Türk İslam Kültür Derneği üyeliği görevlerinde bulunmaktadır. Yirmi bir yıl esnasında aralarında ABD (New York konsolosluğu, Washington Elçilikleri ve BM Teşkilatı) ve Kanada'da (elçilik) olan, yüz on dört resim sergisi açmıştır.
Bu sergiler insanın insana karşı yapmış ve yapmakta olduğu asimilasyon ve katliamların ,barbarlıkların yapılmaması için uyarıda bulunmakta Türk dünyasına karşı yapılan insan hakları ihlallerine dikkat çekmektedir.
Evli ve bir kız çocuk babasıdır.
|